Konsept: Renault Eolab

Renault’ nun yarışta rakiplerine yetişip kendi yolunu çizmeye başlamasından beri otomobilleri hayat ve enerji dolu. 2014 Paris Otomobil Fuarı’ nda tanıtılmak üzere hazırlanan Eolab, pek çok konsept otomobilin aksine birkaç yıl içinde üretime geçecek bir modele referans değil. Renault’ nun gelecekteki tasarım ve teknoloji vizyonunu yansıtan Eolab, adını Yunan rüzgar tanrısı “Aeolous” ‘tan ve “Labaratuvar” ‘ dan alıyor. Adı, aracın deneysel niteliğini ifade ediyor, ayrıca bitişik kullanılan sesli harfler ile akışkanlık, pürüzsüzlük hissi oluşturuluyor. Hyundai Veloster’ ı hatırlatır biçimde bir tarafında tek, diğer tarafında iki kapısı olan Eolab, B sınıfı bir otomobil boyutlarında. 2020′ ye kadar üretim modellerinde bulunacak 100 yeniliği barındıran konseptin en dikkat çeken özelliği ise yakıt tüketimi: 100 kilometrede 1 litre. Kilometre başına 22 gram karbondioksit salınımı da beraberinde. Ağırlık, aerodinamik ve Z.E. motoru alanlarında yapılan geliştirmeler ile bu değerler elde edilmiş. Çok ince ön cam, magnezyum tavan ve sabit tampon gibi detaylar sayesinde 955 kilograma inen ağırlık aracın verimliliğinin sağlanmasında büyük yere sahip. 955 kilogram, bir Clio’ dan 400 kg daha hafif. Magnezyum, otomobil gövdesinde sık karşılaşılan bir materyal değil. Şekillendirme tekniklerinin zorluğu sebebiyle pek tercih edilmeyen bu materyalden yapılan tavan 4,5 kg ağırlığı ile şaşırtmayı başarıyor. Araçta 70 kg ağırlık tasarrufu sağlayan havalı süspansiyona ek olarak rüzgarlık, hava yönlendirici kanatlar ve özel tekerlekler kullanılıyor. Rüzgar direnci 0,235 Cd. Bu, modern seri üretim modelleri ile karşılaştırıldığında inanılmaz derecede düşük bir değer.  Ön tampon altındaki aktif spoyler, belli hız aşıldığında alçalarak rüzgarın aracın altındaki akışını düzeltiyor. Kanatçıklar da yüksek hızlarda açılarak daha iyi hava akışı oluşturuyor. Bunlar tasarım detaylarına dönüştürülmüş. Aktif tekerlekler, fren disklerinin soğutulması gerekmediğinde janttaki açıklıkları kapatarak aerodinamik performansı iyileştiriyor. Bu tekerlekler Michelin ortaklığında geliştirilmiş ve düşük sürtünme için oldukça pürüzsüz hale getirilmiş. Eolab’ ın SCe benzinli motoru, 1.0 litre hacminde 3 silindirli bir ünite. Bu 74 beygir güç ve 95 Nm tork üretirken, aracın elektrikli motoru da 67 beygir ve 200 Nm tork üretiyor. 3 vitesli bir şanzıman bulunuyor. Elektrikli motor 60 km menzile ve 120 km/s maksimum hıza sahip. Z.E. motorun hafta içi ve hafta sonu modları bulunuyor. Hafta içi modu günlük, şehir içi kullanımda elektrikli motora öncelik verirken, hafta sonu modu iki motordan da en iyi şekilde yararlanıyor. Aracın gövdesindeki alüminyum, çelik ve magnezyum düşük ağırlıkları ve yüksel dirençleri ile aracın sürüşünü daha güvenli hissettiriyor. Tasarım, keskin çizgiler, girintiler ve çıkıntılar ile ilgi çekici ve canlı görünüyor. Yanlara uzarken yükselen ve incelen farların üst kenarı LED şeridi ile vurgulanıyor ve kendinden emin bir yüz ifadesi oluşturuluyor.

Farlar, burnun iç kısmına doğru köşeler ile şekil kazanıyor ve insan gözüne benzer bir görüntü oluşturuyor. İki far arasında görmeye alıştığımız siyah şerit yerine bu sefer farklı bir çözüm kullanılmış. Renault logosunu saran ve farlara kadar devam eden ufak üç boyutlu parçalar, burnun altına doğru küçülüyor. Dış yüzeydeki ufak delikler ve bunların arkasındaki turuncu zeminden meydana gelen bu parçacıklar, basit bit hava girişi ya da ızgaradan çok daha ilginç görünüyor. Marka logosunun çevresini saran bu delikler, farların üst kenarını sürdüren kaput çizgisi ile keskin biçimde sınırlandırılıyorlar. Burnun alt yarısında iki yanda ve ortada hava girişleri bulunuyor. Yanlardaki hava girişleri havayı alıp aracın yanına dağıtırken, ortadaki giriş bir ızgara görevine görüyor. Farların yana uzayan uçlarından aşağı inen düz çizgiler de yan hava girişlerine eşlik ediyor, aracın burnunun yan sınırlarını kesin biçimde belirliyor. Ön cama doğru bakıldığında, ön cam yanı kirişlerin ilginç yapısı fark ediliyor. Camı taşıyan asıl kirişlerin daha geride durduğu ve gövde rengi kirişlerin aslında bir hava yönlendiricisi olduğu görülüyor. Ön cam ile arasında boşluk olan bu kirişler, kaputa pürüzsüzce bağlanıyor ve izlerini farlara kadar sürdürüyorlar. Ön cam ile kirişler arasındaki boşluk, rüzgarın aracın tepesine ilerlerken yaşatacağı sürtünmeyi azaltıyor ve havanın direkt olarak yana yol almasını sağlıyor. Yan kısımdaki şık cam şekli iç mekandaki ferahlık hissini kısıtlasa da araca sportif ve dinamik bir görüntü katıyor. Yan camlar, arka cama ince siyah bir çizgiyle bağlanıyor. Kapıların altında içeri yapılan bir girintinin izi sürüyor, bu girintinin arkasında yine turuncu yansımalar var. Yan ayna yerine kullanılan kameralara dikkat! Tekerlekler mat renkleri ve geometrik şekilleri ile modern otomobillere yakın. Arka kısımda ise arka camla bütünleşmiş stop lambaları görülüyor. İki uca uzayan tek parça bir çizgi gibi görünen lambalar, yanlara yaklaştıkça aşağı kıvrılarak sonlanıyor. Arka cam ile beraber oldukça çıkık olan lambaların içi karanlık görüntüsü ile şık görünüyor. Lambalar ardından oldukça düz devam eden arka kısım, çıkık ve kambur görünümü ile çok hoşa gidiyor. Tavanın pürüzsüz şekli de aracın aerodinamik özelliklerini geliştiriyor, şıklığı pekiştiriyor. İç mekanda, orta konsolda tek bir dokunmatik ekran bulunuyor. iPad benzeri şekle sahip bu ekran, kaliteli grafikleri ve ilginç bilgi sunum biçimi ile takdir topluyor. Ekran orta konsola yapışık olmadığı için döndürülerek hem yatay hem dikey kullanılabiliyor. Yan aynalar yerine kameralar yerleştirilmiş ve kameraların görüntüleri de iç mekandaki ekranlara yansıtılıyor. Koltuklar inceltilerek arka sıra yolcuları için daha çok yer ayrılmış, ayrıca arka yüzleri ve kumaştaki yenilikler ile aracın hafifliğine katkıda bulunulmuş. Beyaz ve gri tonları ile oluşturulan iç mekan, şaşırtıcı derecede aydınlık. Basit şekilli direksiyon ve dijital gösterge paneli dikkat çekiyor. Kapılarda kullanılan beyaz kaplamaların akışkan şekilleri de temiz bir görüntü oluşturuyor. Orta konsol hizasındaki ekran, ve ardından gelen yumuşak plastik detaylar sürücüye uzanıyor ve araç kontrolünü kolaylaştırmayı hedefliyor. Eolab’ ın tek arka kapısının olması güvenlik için de önemli. Paris Otomobil Fuarı’ nda Renault standının gözdesi olacak olan Eolab, 10 yıl içinde üretime geçebilecek bir B sınıfı aracın ön izlemesi niteliğinde. Fantastik tasarımı, bünyesindeki ilginç materyaller ve inanması zor verimliliği ile günümüz için hala bir hayal.

 

Reklamlar

Bir yorum var.

Yorumunuzu Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s