Dacia Duster

2010 yılından önce Dacia, Türkiye ve daha pek çok pazarda az tanınan bir markaydı. 1999 yılında Renault’ nun eline geçmesiyle radikal değişimler yaşanan markanın asıl adın duyurması ise 2010 yılına denk geliyor. 2009 yılında konsept olarak tanıtılan crossover Duster’ ın üretim versiyonunun ekonomik bir fiyat ile ortaya çıkışının ardından ülkemiz yollarında kısa sürede yayılmaya başlayan Dacia, adından bile bihaber olan pek çok kişi tarafından tanındı. Son yıllarda Türkiye’ de uyguladığı başarılı reklam kampanyaları ve oluşturduğu dost marka imajı ile kozlarını giderek güçlendiren marka, ömrünün ortasına yaklaşan değerli modeli Duster’ ı, 2013 Frankfurt Otomobil Fuarı’ nda makyajlı hali ile tanıttı. Markanın günümüzdeki durumuna kısa sürede ulaşmasını sağlayan bu değerli model, 3 yılda 450.000 adetlik satış rakamına erişti. Makyaj ile beraber, deneyimsiz modelin temel eksiklikleri gideriliyor. Oldukça tutucu olan Türk müşterisini çabucak kazanan model, öncelikle güvenlik konusundaki utançlarını örtüyor. Euro NCAP’ den 5 yıldız almayan otomobilin ayıplandığı günümüzde, pek çok modeli ile 2010’ lu yıllarda 3 yıldız alan Dacia, yenilenen Duster’ da elektronik denge kontrolü ESC sistemi ve 4 havayastığını standart sunuyor. Ön ve arka yolcular için kafa ve göğüs havayastıkları ile yolcu sağlığına tehditleri kısmen gideren araç, başka markaların modellerinde zorunlu olarak bulunan güvenlik donanımlarını da yenilikmiş gibi sunuyor. Crossover sınıfı bir otomobili 35.000 TL seviyesinde satabilmek için pek çok özellikten fedakarlık yapan Dacia, modelin tanıtım dokümanlarında da temel özellikleri inanılmaz gelişmeler gibi gösteriyor. Duster’ ın tasarımına bakıldığında, ön kısımda aracın çok yönlülüğünü ifade eden yeni ızgara eklentileri dikkat çekiyor. Dacia logosunu farlara bağlayan bu krom çizgiler, üzerlerinde dikdörtgensel parçalar taşıyor. Ön farların içinde şekil değişimleri yer alıyor. Bu arada farlar için kullanılan “çift optik” sözü, sarı aydınlatma yerine kullanılan havalı bir laftan başka şey değil. Yan yüzeye bakıldığında, tavan çıtalarına yazılan model adı modelin kimliğini geliştiriyor. Arka kısımda ise stop lamba renklerinde ufak değişiklikler söz konusu. 4×4 modellerde bundan böyle sağ stop lambasının yanına özel bir yazı ekleniyor.

İç mekana bakıldığında ise rakiplerden geride kalan özelliklerde azalma olduğu görülüyor. İlk olarak orta konsola eklenen 7 inçlik dokunmatik ekran kendine hayran bırakıyor. Bu normalde “hayran olunacak” bir özellik değil, fakat Duster için ilerleme. MEDIA NAV sistemini barındıran bu ekrandan medya, müzik ve telefon işlevleri yürütülüyor. Ekranın olmadığı versiyonlarda ise Plug& Radio adlı teyp sistemi sunuluyor. Neyseki bu sistemde de USB bağlantısı yer almakta. İç mekanda eski kullanıcıların fark edeceği yararlı değişim ise yol, motor ve rüzgar gürültüsünün yarıya indirilmesi. Araçta opsiyonel olarak geri park sensörü, limitleyicili hız sabitleyici sunuluyor. Yeniden tasarlanan koltuklar için 1’i deri olan 4 kumaş seçeneği bulunuyor. Cam açma düğmeleri ise artık kapılarda! Bu eski jenerasyon Dacia’ ların en çok eleştiri alan yanıydı. Ufak artışla 475 litre hacme ulaşan bagaj (4×4 modellerde farklılık gösteriyor), raf sayesinde daha verimli kullanılabiliyor. 2,70 m uzunluktaki nesneleri bile içine alabilen Duster, çok da vahşi olmayan görüntüsüne ek paketlerle eklemeler yapabiliyor. Adventure paketi ile gelen tekerlekleri saran siyah plastiklere ek olarak Off-Road paketinde bir de burun için boğa boynuzu şeklinde metal bar alınabiliyor. Aracın teknik özelliklerine bakıldığında ise motor seçeneklerinde büyük değişim olmadığı görülüyor. 1.5 litrelik dizel dCi motor, eskiden olduğu gibi 90 ve 110 bhp’ lik çeşitlere sahip. 90 sadece 4×2 olarak Ambiance ve Laureate donanımlarında alınabilirken, 110 için hem 4×2 hem de 4×4 seçenekleri mevcut, manuel şanzımanla sunuluyor. 110 beygirlik motorun 4X2 versiyonu Laureate’ da, 4X4 versiyonu ise Ambiance ve Laureate’ da sunuluyor. 1.6 litrelik 105 bhp 16V benzinli motor 4×2 olarak manuel şanzımanla satılıyor. Bu motorun ayrıca bir de LPG versiyonu bulunuyor. 4×4 motorlar, 4×2, otomatik ve 4×4 modlarında sürülebiliyor, tüm modeller için sunulan ECO modu ise  enerji yönetimini düzenleyerek tasarruf sağlıyor. Fiyat listesi için tıklayınız.

Dacia Duster ÖnDuster’ ın tasarımı detaylı incelendiğinde, ön kısımda yenilenen ızgara dışında büyük değişimler olmadığı kararına varılıyor. Izgara ve farların aynı seviyede olan üst kenarı, farlardaki köşe ile aşağıya iniyor, eğimli bir kenar halini alıyor ve ızgaranın alt kenarı ile birleşiyor. Farlar ile ızgaranın birleşim çizgileri de “< ve >” şekillerine benziyor. Ortada bulunan Dacia logosu yanlarında daha önce açıkladığımız gibi krom çizgiler ve çizgiler üzerinde de kutucuklar bulunuyor. Krom çizgiler altında kalan boşlukta siyah renkli panjur daha derinde görülüyor. Tampona doğru bakıldığında ise ana hava çıkışını saran siyah plastik kaplama üzerinde plakanın yer aldığı görülüyor. Bu kaplamanın içinde kalan hava çıkışının altında grimsi renkli bir yüzey bulunuyor. Yanlarda, farların altında derinde bulunan sis farları ise yuvarlak şekilli ve ana hava çıkışını saran kaplamadan çıkan siyah yüzeylerde bulunuyor. Bu arada dikkatli gözler ön farların altından geçen hafif çizginin yan kısımda tekerlekler üzerinden geçen ve onların şeklini çizen çizgiler olduğunu görebilir. Kaputa bakıldığında benzer bir görülmez çizginin kullanıldığı ve bir “u” şekli çizdiği görülüyor.

Dacia Duster ArkaAracın yan kısmında ise ana çizgilerde değişim yer almıyor. Biribirinden bağımsız görünen üç parça cam, yuvarlak köşelere sahip. Ön kapıda başlayan alt kenar, arka kapıya kadar düz gidiyor, arka kapıdan sonra üçüncü camda kalkıyor, daha sonra tavana uzayıp tavan çizgisiyle birleşiyor. Üçüncü parça camda tavana uzayan çizgi, aynı zamanda aracın sırtına, arka kısmın eğimine paralel. Tekerlekler çevresinde çok fazla çıkıklaşan gövde rengi yüzey, abartılı bir görüntüye sebep oluyor. Aracın kapılarında katlanan kapı kolları ve alt çizgide parlak bir şerit görülüyor. Yan sinyal lambası ise yan aynaların yakınında, ön tekerleklerin üzerinde bulunuyor. Arka kısma geçildiğinde ise az sayıdaki detayın çok büyütülerek dolu görüntü yarattığı anlaşılıyor. Alt kenarı ortada düz, yanlara doğru kalkık olan arka camın altında marka logosu, onun da altında çıkıntılı üst kenara sahip siyah şerit yer almakta. Siyah şeritte model adı yazıyor ve onun altında başlayan derinlikte plaka bulunuyor. Bagaj kapağı dışında ve ona bitişik olarak duran dikey stop lambaları, yumuşak köşelere ve yamuk bir dikdörtgen şekline sahip. Bagaj kapağı üzerinde bu lambaların şeklini devam ettiren bir kabartı yer alıyor ve bir altıgen yarısı şekli oluşturuyor. Bu şeklin eğimli üst kenarı, arka camın yukarı kalkan alt kenarına paralel. Bagaj kapağından sonra hafifçe çıkıklaşan tamponda öndeki gibi en alta giden gri bir yüzey yerleştirilmiş. Bu parçanın sol kenarına yakın parlak egzoz çıkışı yer almakta. Diğer yanları çok sportifmiş gibi bu egzoz detayı ile sonlanan sözde sportif dış tasarım, arazi araçlarına özenenlere uygun. Duster, Skoda Rapid, Volkswagen Up’ da olduğu gibi sade, fakat onlar gibi estetik görünmüyor. Dacia’ nın kendine has tarzı sayesinde yine de beğeni toplayan tasarım tek başına oldukça kötü.

Dacia Duster İçİç mekana geçildiğinde ise düşük maliyetin dezavantajları yeniden akla geliyor. Her ne kadar yeni eklenen dokunmatik ekran gibi detaylar biraz daha cazip hale getirse de, iç mekan oldukça basit. Üzerinde iki kontrol barındıran direksiyon, üç kollu yapısına rağmen çok basit görünüyor. Arkasındaki üç çemberli gösterge paneli, okunaklı yazı tipi ile sorun çıkarmıyor, fakat her zaman olduğu gibi etkileyicilik faktörü eksik. Orta konsolda, iki dikey çizgi arasına yerleştirilen detayların başında iki dairesel havalandırma çıkışı bulunuyor. Bunlar ardından gelen dokunmatik ekranla sonlanan dikey çizgilerle, orta konsol yüzeyi içeri girinti yapıyor. Bu derin alanda çevirmeli kontrollere sahip havalandırma sistemi yer almakta. 4×4 sisteminin kontrolleri de havalandırma kontrollerinin altında bulunuyor. Vites kolu ise sadece işlevini yerine getirmesi için tasarlanmış. Kapı iç yüzlerindeki balkonsu çıkıklıklarda cam düğmeleri yer alıyor, tutunma barları ise ihtiyacı karşılıyor. Arka sıranın diz ve baş mesafesi ise tatmin ediyor. Yeniden dışarı çıkılıp bakıldığında, “Duster’ a sahip olmak ister misiniz?” sorusu geliyor. İster misiniz? Daha çok para verip temel özelliklere ek olarak cazibe ve konfor alabilirsiniz. Tasarruf mu, memnuniyet mi durumu bu. Duster güvenlik konusundaki sıkıntılarını yeni bir kasaya geçmeden çok fazla gideremeyecek ve her zaman rakiplerinden 1 sıra geriden gelecek. Karar sizin.

Reklamlar

Yorumunuzu Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s