Maserati Quattroporte

Lüks otomobil kullanmak bir kitlenin kendini gösterme biçimi ve genelde bu tür otomobilleri alanlar da sadece bu insanlardan ibaret oluyor. Ancak lüks otomobiller, yine de çoğu kişinin hayallerini süslemeye devam ediyor. Spor otomobiller ve uzun sedanları seviye göstergesi olarak kullanacak kadar sığ olan pek çok insan bulunuyor ve onlar için olan otomobil alternatifleri yenilenme dönemindeler. Otomobil dünyasının en üst sınıfının bir altı olarak nitelendirilebilecek olan orta üst sınıf sedanların çoğu 2000’ li yılların ortalarından geliyor ve 5 yıl bile bir otomobilin yenilenmesi için oldukça yeterli bir zaman aralığı. Orta üst sınıf sedanlar, ülkemizde son yıllarda oldukça revaçta ve bu nedenle her modelin ülkemiz için büyük önemi var. Yollarda sıkça rastladığımız BMW 5-Serisi ve Mercedes E-Serisi gibi modeller dışında bu sınıfın gizli kahramanları bulunuyor ve bunlardan biri de Maserati’ den. Maserati, ülkemizde çok tanınan bir marka değil ve sadece ünlüler tarafından satın alındıklarında adı çıkıp sönüyor. Tofaş’ ın bir şirketi olan Fer-Mas tarafından ülkemizde satışı sürdürülen Maserati’ nin kaderi yakın zamanda resimlerini yayınladığı Quattroporte modelinin yeni nesli ile değişebilir. Orta üst sınıfın bu kadar müşterisi varken, başarılı bir modelle bu sınıfta yer almak çok daha kolay olacaktır. Yeni Quattroporte, Maserati için de çok büyük yeniliklere öncülük yapıyor. öncelikle eski nesline göre tasarımı çok daha güzel, ve coupe model Grancoupe ile uyumlu.

Model, klasik Maserati dizaynını günümüz dilinde anlatıyor. “Şekillerin uyumu, çizgilerin canlılığı” gibi özellikler marka tarafından belirtiliyor. İtalyan zarafetini yansıtmak üzere değişikliklere gidilen tasarımda, ızgara ve yan camın üst ve alt kenarının birleşimindeki üçgen şekli korunmuş. Alan konusunda eski nesline göre daha cömert olan Quattroporte, zarif ve dolambaçlı hatlara sahip. Yeni eklenen omuz çizgisi ise tüm araç boyunca uzuyor ve kaslı bir görüntünün oluşmasını sağlıyor. Yan kısımdaki çıtasız camlar ve yeni eklenen 3. küçük cam da değişiklikler arasında bulunuyor. İç mekanda ise fonksiyonel detaylar, tasarımla birleştirilerek huzur ortamı yaratıldığı iddia ediliyor. Bu kullanıcıya kalıyor, ancak ahşap ve derinin kullanımı gerçekten etkileyici. Maserati’nin performans konusundaki ününün devam etmesi için bu neslin motorlarında önemli bir değişiklik bulunuyor. Ferrari ile beraber geliştirilen ve Ferrari’ nin Maranello fabrikasında üretilecek olan motorlar, gelecekteki Maserati modellerinde de görülecek. Motorların tutku ile geliştirildiği marka tarafından belirtiliyor ve “sanat eseri” teknolojiler de motoru daha çevreci hale getirmiş. Teknik çözümler, performansa, konfora, güvenliğe ve tasarrufa hizmet ediyor. Modelde şasi üzerinde özellikle düşünülmüş ve ağırlık azaltma çalışmaları yapılmış. Bunların da ne demek olduğu açık, daha az yakıt tüketimi. Quattroporte, farklı şanzıman ve motor ikililerine uyum sağlayabilmesi için de daha özel hale getirilmiş. Ancak hiçbir zaman aracın meşhur Maserati sürüş konforundan ödün vermediği belirtiliyor. Modelin henüz motorlarına dair teknik veriler açıklanmadı ancak aracın yayınlanan ilk resimlerinde, arkadan görüntüde bulunan plaka bir ipucu olabilir. “QP 530 HP” yazan plaka modelin eski nesildeki 425 beygirlik gücünün 530 beygire çıktığı anlamına geliyor olabilir, ki HP, beygir gücünün İngilizcesi oluyor.

Modelin tasarımına bakıldığında ise ince zevkli kullanıcıların ilgisini çekeceği söylenebilir. Quattroporte, pek çok eğime sahip ve bunlar sıradışı şekillerde birbirlerine bağlanıyor. Bu görüntü kimi göze çok hoş gelse de, bazı kişiler tarafından tutarsız olarak görülüyor. Ön kısımda, büyük ızgara ve arkaya uzayan farlar dikkat çekiyor. Izgara, ince uzun bir elipsin değiştirilmiş hali gibi. Üst kenarı oluşturan iki kol, ortaya doğru zirveye ulaşıyor ve sonradan aşağıya inerek üst kenarda bir “v” şekli oluşturuyor. Alt kenar ise eğimli. Izgaranın önünde bulunan panjurun kolları dikey ve geniş aralıklı, ortada büyük üç kollu Maserati amblemi bulunuyor. Ortadaki kol da tam üst kenardaki “V” girintisinin altında bulunuyor. Farlar ise ızgaranın yanında ve biraz daha yukarıdalar. İnce olarak başlayan, alt kenarın sonradan aşağıya indiği ve dikelerek eğimle arkaya çıktığı farların üst kenarı ise iki basamak çıkıyor. İnce olarak başlayan ve sonra düzleşen, yeniden kalkan, ve tekrar düzleşip eğimle kalkan üst kenarlarla tamamlanan farlar, agresif bir bakışa sahip. Dikkatli gözler, alttaki ilk basamağın eklenen bir baklava dilimi benzeri parçadan dolayı olduğunu görebilirler. Farların genişleyen kısmında ise Bi-Xenon aydınlatmanın merceği görülüyor ve basamak çıkan üst kenarın hemen altında şekli takip eden LED aydınlatmalar bulunuyor. Yana bakan uçtaki turuncu bölge ise Avrupa modelinde olmayabilir. Farların üst kenarının çıktığı son basamaktan sonra eğimle düzleşen çizgi, alt kenarla birleşerek sonlanıyor. Izgaranın çevresindeki çizgiler onun şeklini takip ediyor ve onu öne çıkarıyor. Üst kenarın yan kenarlarla olan köşesinden çıkan iki simetrik çizgi ise kaputa doğru devam ediyor. Izgaranın ortasındaki girintinin yukarısında bulunan küçük arma da iki çizgi arasında ve bu çizgiler de ön cama doğru devam ediyor. Aşağıda ise farların hizasında iki adet girinti bulunuyor ve bunları birbirine daha ince ve uzun bir ızgara bağlıyor. Bu iki girinti yerinde çoğu otomobilde sis lambaları bulunurken, Quattroporte sadece ızgaralara sahip. İki girintinin arasındaki ızgaranın altından gövde rengi bir şerit geçmiyor, ızgaranın çevresindeki siyah kaplama aşağıya uzayarak araca daha sportif görüntü katıyor.

Yan kısımda ise daha az detay bulunuyor ve aracın uzunluğu ortaya çıkıyor. Önden arkaya giderken, arka kapının hemen öncesinde hafifçe kalkan ve arka kapıdan az sonra yeniden dikleşip, öne eğimle dönen cam şekli, ince zevklere hitap edecek türden. Değişken eğimler nedeniyle yan cam şekli bazı kişiler tarafından eleştiriliyor. Tüm kenarlarında parlak çerçeve bulunan yan camın üzerinde, cam sınırları arasında kalan bölüm kaygan siyah malzeme ile kaplanmış. Yeni eklenen üçüncü cam çok fark yaratmıyor. Jantlar ise oldukça güzel görünüyor ve aracın performansına dair ipucu veriyorlar. Ön tekerleğin çevresindeki yuvarlak vurgudan çıkan ince bir çizgi ise arka fara doğru devam ediyor, ki bu daha önce bahsedilen omuz çizgisi. Yan camda iki kapı arasındaki eğim değişikliğine de sahip olan bu çizgi, arka tekerlek üzerinde bombe yaparak sonlanıyor. Kapı kolları parlak renkli. Kapı altlarında da bir çizgi bulunuyor ve bu da yukarı çıkar şekilde. Ön tekerin ortaya bakan tarafında ise yan yana  küçük baklava dilimi şekilli hava çıkışı bulunuyor. Bunların çevresinde ise parlak çizgiler bulunuyor. Yan sinyal lambası ise yan ayna üzerinde. Arka kısma geçmeden önce yan camın sonunda bulunan armaya dikkat çekmek gerekli. Önde ızgarada bulunan arma yuvarlak içinde burada da bulunuyor ve Maserati adının altını çiziyor. Arka kısımda ise farlar şüphesiz en çok dikkat çeken detaylar. Aydınlatmaları sayesinde çokça öne çıkan bu farlar, omuz çizgisini sonlandıran detay aynı zamanda. İçlerinde bir beyaz bölümün bulunduğu farların dışındaki kırmızı bölüm, parlak aydınlatma sayesinde fazlasıyla belli oluyor. Farlar iki parça ve bagaj kapağı çizgilerinden bir kalın çizgi çıkıyor ve bu çizgi bagaj kapağının düz kısmı ise dik kısmını ayıran çizgi oluyor. İki far arasında bulunan parlak şeridin üzerinde ise yazı ile marka adı bulunuyor ve aşağıda plaka yer alıyor. Burada  beygir ifadesi görülebilir. Kapağın aşağısına doğru bir çizgi görülüyor ve bu çizgi kapağın dışında da devam ediyor. Fazlasıyla yukarıda olan kedigözlerinin üzerinden geçen ve sonra çevresini sarıp kapağın altında da devam eden bu çizgiden sonra, en alta bakıldığında alttaki siyah kaplamanın iki yanında da iki adet egzoz çıkışı görülüyor. Aracın sporcu kimliğini ezberleten detaylardan olan egzoz çıkışlarının arasında ise gövde rengi bir zemin bulunuyor ve bu aşağıya doğru kıvrılarak kayboluyor.

Dış tasarım, ön ve yan kısımda değişken detaylar ile herkese uygun olmadığını söylüyor, ancak iç mekan her yolcunun rüyası. Öncelikle sürücü koltuğuna bakıldığında lacivert aydınlatmalı göstergeler ve bilgi ekranı dikkat çekiyor. Sportif yazı tipli göstergeler silindir parçalar ile öne çıkıyor ve ikisinin arasında bahsedilen bilgi ekranı bulunuyor. Göstergelerin önündeki direksiyon ise parlak parçalar ile göze hoş geliyor. Ortadaki ana kolun altından çıkan iki kol da bu parlak çizgilerle birleşiyor. Göstergelerin siperliği ise düzleşerek yanlara uzuyor. Direksiyonun solundaki hava çıkışının üzerine bulunan siperlik, aynı zamanda sağdaki orta konsol üzerindeki hava çıkışlarını da örtüyor. Bu yüksekliği geçmeden en sona kadar uzayan yüzey, güzel bir görüntü yaratıyor. Orta konsolun üzerindeki havalandırma çıkışlarının arasında ise analog bir saat bulunuyor. Bir altta ise ahşap kaplama tüm ön yüz boyunca uzuyor. Bunun bir kısmına değen dokunmatik ekran ise parlak renkli çerçeveye sahip. Aşağıda ise parlak siyah zeminde az düğmeli havalandırma kontrolü bulunuyor. Ardından düzleşen zeminde güzel şekilli vites kolu bulunuyor. Aşağı kısımlarında sarı derinin kullanıldığı iç mekan gayet hoş. Koltuk kafalıklarında ise üç kollu Maserati logosunun kabartması bulunuyor. Kısacası bu iç mekan yolculuk yapılacak cinsten. Her ne kadar bu araç pek çok kişi için hayal olarak kalacak olsa da, sahip olacak olanlara iyi yolculuklar. Türkiye’ de ne zaman satışa gireceği net değil ancak 2013 yaz ayları mümkün olabilir. Tahmini başlangıç fiyatı ise 130.000 TL.

Reklamlar

Bir yorum var.

Yorumunuzu Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s